HÜRRİYET

21 Ocak 2013 Pazartesi

Lamarck'ın Evrim Teorisi


‘Lamarck’ın (1744-1829) Evrim Teorisi’ denince akla gelen ile günümüzde ‘Evrim Teorisi’ denilince anlaşılan arasında çok ciddi farklar bulunmaktadır. Türlerin birbirlerinden değişerek oluştuklarını söyleyen detaylı bir biyolojik teoriyi ilk olarak ortaya koyma ayrıcalığı Lamarck’a aittir. O, uzun yıllar Linnaeus’u takip ederek türlerin sabitliği fikrini savundu.1 Ancak 56 yaşına geldiğinde (1800) evrimci fikirleri savunmaya başladı ve 1809’da, 65 yaşında, en ünlü eseri ‘Philosophie Zoologique’ (Hayvanbilimsel Felsefe’yi) yazdı.

Lamarck, evrim sürecinin yavaş aşamalarla gerçekleştiğini ve birçok nesil geçtikten sonra yepyeni bir türün oluştuğunu söyledi.2 Evrim, ufak aşamaların zaman boyutu içerisinde birbirine eklenmesiyle gerçekleşen dikey bir aşamaydı ve bu yüzden hissedilemiyordu.3 Canlıların kompleks ve mükemmel yapısı çok uzun bir zaman sürecinde oluşmuştu.4

Fosiller üzerinde çalışmalar arttıkça birçok türün yok olduğu anlaşıldı. Linnaeus’un etkisinde olan 18. yüzyılda bu sonuç kabul edilemezdi; çünkü Linnaeus’un yaklaşımının da etkisiyle türlerin başlangıçtaki şekil ve sayılarını koruduklarına inanılıyordu. Lamarck’ın çözüm önerisi; mevcut türlerin, yok olan türlerin evrimleşmiş hali olduğunu savunmaktı.5 Böylece yok olduğu söylenen türler, evrimleşmiş yeni türler olarak varlıklarını sürdürdükleri için, yok olmamış oluyorlardı.

Lamarck’ın sisteminde ‘Evrim Teorisi’, ‘Tanrı’nın hikmeti’ ile özdeşleştirilmişti. Burada, türlerin yok olmasının Tanrı’nın hikmetine aykırı görülmesinin sebeplerinin ne olduğu sorulabilir. Birinci sebebin, canlıların varlığının sadece insanlara hizmet olduğunun zannedilmesi şeklindeki yanılgı olduğu söylenebilir; yok olan türlerin insanlara bir yararı olamayacağına göre, bu türlerin varlığı Tanrı’nın hikmetine aykırı bulunuyordu. Her şeyin insan için yaratılmış olduğuna dair hatalı inanç, Tanrısal hikmet adına yanlış anlayışların oluşmasına yol açmıştır. Astronomideki Aristoteles-Ptolemaious sistemi ile biyolojideki Linnaeus’un sistemleri, bu yanlış önkabulden dolayı yanlış sonuçlara varan sistemlerin en önemlileridirler. Evrensel oluşumları sırf ‘insana hizmet gayesi’ ile sınırlamak Tanrısal hikmeti sınırlamak değil midir? Ikinci sebep, Aristoteles’ten beri gelen ‘varlık skalası’ fikri idi. Eğer bazı türler yok olmuşsa ‘varlık merdivenleri’nde eksiklikler olacağı ve bunun Tanrı’nın mükemmel yaratışı ile uyuşmayacağı düşünülüyordu. Hatırlanacağı gibi, ‘varlık skalası’ anlayışında, her tür başka iki türün arasında yer alır, türler arası uçurumlar yoktur ve türler hiyerarşik bir sıralanmayla ‘varlık merdivenleri’nde belirli bir yere sahiptirler. Bu anlayışta eğer bu zincirin tek bir halkası olan bir tür bile çıkarılırsa sistem bozulacaktır. Bu yüzden hiçbir tür yok olamaz. Böylesi zihinsel bir kurgu, Tanrısal hikmetle özdeşleştirilmiş ve doğadaki varlıksal (ontolojik) yapı ile karıştırılmıştır. Bazı türlerin yok olduğunun anlaşılmasıyla, bu sanal kurgunun sadece filozofların zihinlerinden çıkan bir hayal olduğu ortaya çıkmıştır. Sonradan birçoklarının fark edeceği gibi Tanrısal hikmet ile türlerin yok olması arasında bir zıtlık bulmak suni bir sorundur. Tanrı’nın yaratışındaki hikmetleri, insana hizmet veya insanın gözlemiyle sınırlamaktan doğan hatalar yanlış yargılara yol açmıştır. Lamarck bu suni soruna çare bulduğunu düşünüyordu.

Onun çağındaki ünlü muhalifi Cuvier (1768-1833), anatomi ve fosilbiliminde kendi döneminin en yetkin isimlerinden biriydi ve Lamarck’ı, ‘varlık merdivenleri’nde ilerleme (evrim) olduğunu söyleyen fikirlerinden dolayı eleştirdi. Canlılar dünyasında ‘hiyerarşik bir skala’ olmadığını, canlılar dünyasının en aşağıdan en yukarıya dizilmeye uygun olmayacak kadar çok çeşitli olduğunu söyledi. Cuvier’in çağdaşları, onun, Lamarck’ın Evrim Teorisi’ni geçersiz kıldığını düşündüler.6 Lamarck’ın, yeryüzünün, ufak ve yavaş değişimleri adım adım geçirdiğini düşünmesine karşılık; Cuvier, yeryüzünün, büyük değişimler (katastrofik) geçirdiğini savundu ve türlerin yok olması ile yeni yaratılışları bu değişimlere (Nuh Tufanı gibi) bağladı. Mısır’daki mumyalanmış hayvanlarla günümüz hayvanlarının aynı olmasını, türlerin sabitliğine ve evrimleşmenin, türlerin yok olmasını önleyecek bir mekanizma olamayacağına karşı delil olarak kullandı.7

Lamarck, canlılara içkin olan ve onları kompleksliğe götüren bir eğilim olduğunu ve bunun, Yaratıcı’nın canlılara bahşettiği bir unsur olduğunu söyledi.8 Görüldüğü gibi, sistematik bir şekilde Evrim Teorisi’ni ilk ortaya koyan kişi olarak gösterilen Lamarck, Tanrı’nın varlığını da kabul eden bir evrim görüşü savunmuştur. Bu da Evrim Teorisi’nin mutlak olarak ateist bir görüş olduğu iddiasının yanlışlığını gösteren önemli bir durumdur. Lamarck’a göre, en basit canlılar ‘kendiliğinden türeme’ yoluyla oluşuyordu9 ve daha sonra en kompleks canlılar baştaki bu ‘kendiliğinden türeyen’ canlılardan evrimleşiyordu. Insan en yüksek mükemmelliği temsil ettiği için, canlılar insana yaklaştıkları ölçüde mükemmeldi.10 İnsan evrimin en son ürünüydü ve maymunumsu canlılardan evrimleşmişti.11 Böylelikle Lamarck, Darwin’den önce maymunumsu canlılardan insanın evrimleştiğini açıkça söyledi. Descartes ve Buffon gibi Fransız düşüncesinde etkin olan ve insanla hayvanlar arasına geniş bir uçurum koyan düşünürlere karşı Lamarck, insanla hayvanları evrimsel bir şemada birleştirdi.

Lamarck’ın Evrim Teorisi’nin günümüzde algılanan şekliyle Evrim Teorisi’nden önemli farklarından biri, onun bütün türler için ‘ortak bir ata’yı savunmamış olmasıdır. Buffon ‘kökensel türler’in, diğer türler için ‘ortak bir ata’ olduğunu savunmuş, fakat evrim fikrini reddettiği için tüm türler için ‘ortak bir ata’yı reddetmiştir. Lamarck ise kendiliğinden türeyen birçok basit canlı formundan kompleks canlıların ‘farklı evrimsel çizgiler’de oluşumunu öngördüğü için ‘ortak bir ata’ fikrine tamamen yabancıydı.12

15 Ocak 2013 Salı

Kimyanın Temel Tanımları

* Erime nedir?

- Bir Katının ısı alarak sıvı hale geçmesidir.Sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklığa erime noktası denir.
* Donma nedir?
Bir sıvının ısı vererek katı hale geçmesidir. Sıvının donmaya başladığı sıcaklığa donma noktası denir.

* Kaynama nedir?

- Sıvı maddenin sıvı halden gaz haline geçmesine kaynama, kaynamanın başladığı süreye kaynama noktası denir.

* Buharlaşma nedir?

- Sıvı yüzeylerinden gaz moleküllerine ayrılmasına denir.

# Buharlaşma her sıcaklıkta kaynama ise belli sıcaklıklarda olur.

* Yoğunlaşma nedir?


- Gaz moleküllerinin ısı vererek sıvı hale geçmesine denir.

Not; Saf bir maddenin erimesi,donması,kaynaması ve yoğunlaması boyunca sıcaklık sabit kalır.

* Süblimleşme nedir?

- Katının direkt olarak olarak gaz haline geçmesi olayıdır.Tersinir bit olaydır.

* Öz Isı nedir?

- Bir maddenin 1 gramının sıcaklıgını 1 cal/gr C` degiştirmek için gereken ısı miktarına o maddenin öz ısısı denir. Sembolü '' C '' dir.

* Erime Isısı nedir?

- Erime sıcaklığındaki bir katının 1 gramının sıvı hhale geçebilmesi için gereken ısı miktarına erime ısısı denir.

* Buharlaşma Isısı nedir?
- 1 gram sıvının buharlaşabilmesi için gereken ısı miktarına o maddenin buharlaşma ısısı denir.


* Çözünme nedir?
- Bir maddenin başka bir madde içersinde gözle görülmeyecek kadar küçük tanecikler halinde homojen dagılmasına denir.

* Çözünürlük nedir?
- Doymuş bir çözelti elde edebilmek için belli sıcaklık ve basıncta 100 ml çözücüde çözünmesi gereken madde miktarına o maddenin çözünürlüğü denir.

* Çözücü ve çözünen nedir?
- Çözünme olayında miktarı çok olan maddeye çözücü,miktarı az olan maddeye çözünen denir.

* Derişim nedir?
- Çözeltide çözünen madde miktarının çözücü yada çözelti miktarına oranıdır.

* Karışım nedir?

- İki veya daha fazla maddenin kimyasal tepki olmaksızın oluşturduğu maddeye karışım denir.

#Homojen karışımlar: Özellikleri heryerinde aynı olan karışımlar,
#Heterojen karışımlar: Özellikleri heryerinde aynı olmayan karışımlardır.

* Alaşım nedir?

- Metallerin eritilip,karıştırılmasıyla oluşan homojen karışımlara denir.
Örn/ Tunç Alaşımı; Bakır-Kalay

* Emülsüyon,Süspansiyon ve Aeresol nedir?


- Emülsiyon, Birbiri içinde çözünmeyen iki sıvının oluşturduğu heterojen karışıma denir. Örn/ Zeytinyağı-Su

- Süspansiyon ,Bir sıvı içersinde çözünmeyen katının küçük tanecikler halinde heterojen dagılmasyla oluşan karışımlara denir. Örn/ TebeşirTozu-Su

- Aerosol, Bir gaz ortamında katı sıvı parcacıklarının dağılmasıyla oluşan heterojen karışımalra denir Örn/ Armani