HÜRRİYET

PROTEİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PROTEİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2013 Çarşamba

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM


BESİNLER VE DENGELİ BESLENME
· Canlılığın sürdürülmesi, büyüme ve sağlığın korunması için canlıların beslenmesi gerekir.
· Yeşil bitkiler kendi besinlerini kendileri yapar. Besinleri yapmak için güneş ışığı, karbondioksit, su ve minerallere ihtiyaç duyarlar. Diğer canlılar ise bitkileri ve diğer hayvanları besin olarak dışardan alırlar.
· Canlılar enerjiyi besinlerden sağlar.
· BESİN: Vücudumuzun yaşamını devam ettirebilmesi ve büyüyebilmesi için yediğimiz yiyecek ve içeceklere denir.
· BESLENME: Besinlerin vücuda alınması işine beslenme denir.
· YETERLİ VE DENGELİ BESLENME: Vücudumuzun yaşamını devam ettirebilmesi ve büyüyebilmesi için her besinden yeteri kadar alınmasına dengeli beslenme denir. Diyet; dengeli beslenme demektir. Diyet uzmanı veya diyetisyen, sağlam bir kişinin veya hastanın durumuna göre uygun beslenmeyi düzenleyen kişidir.
· NOT: Kaynaklarına göre besinler; hayvansal ve bitkisel olmak üzere ikiye ayrılır.
KAYNAKLARINA GÖRE BESİNLER
HAYVANSAL BESİNLER
Et, Süt, Yumurta, Peynir, Yağ, Bal
BİTKİSEL BESİNLER
MEYVELER
Elma, Erik, Portakal, Şeftali
SEBZELER
Domates, Havuç, Pırasa, Karnabahar
· BİTKİSEL BESİNLER: Bitkilerden elde ettiğimiz besinlere denir. Örneğin: Patates, buğday, meyve ve sebzeler.
· HAYVANSAL BESİNLER: Hayvanlardan elde ettiğimiz besinlerdir. Et, süt, yumurta gibi.
· Her besin hücrelerde değişik görevleri yerine getirir.
· NOT: İnsanların gereksinim duydukları besin öğeleri 6 grupta toplanır. Bu gruplar: Karbonhidrat, Yağ, Protein, Vitamin, Mineral ve sudur.
· UYARI: Besin maddeleri vücudumuzdaki görevlerine göre 3 ana grupta incelenir. Enerji verici besinler, yapıcı- onarıcı besinler ve düzenleyici besinlerdir.
BESİN MADDELERİ
ENERJİ VERİCİ BESİNLER
YAPICI – ONARICI BESİNLER
DÜZENLEYİCİ BESİNLER
KARBONHİDRATLAR
PROTEİNLER
VİTAMİNLER
PROTEİNLER
MİNERALLER
MİNERALLER
YAĞLAR
SU
SU

4 Aralık 2012 Salı

RNA İle İlgili Son Bilgiler Çığır Açıyor..

Hücre içerisinde RNA’nın faaliyetlerini izleyebilmek, bugüne kadar mümkün değildi. Ancak; bilim adamları geliştirdikleri üst düzey bir mikroskop ve dedektör sistemi sayesinde RNA’nın hücre içerisindeki hareketlerini gözlemlemeyi başardılar.
Çıkan sonuçlar ise; bugüne kadar RNA hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimizi ortaya koydu.
İşte RNA hakkında öğrendiklerimiz:
*Hücre zarının dış çeperi boyunca yerleşmiştir. Hücre stoskeletini (hücre iskeletini) üreten proteinlerdekine benzer sarmalımsı yapılar örerler. Bu yapılar, DNA’nın kopyalanarak çoğaltılmasında, hücre bölünmesinde ve diğer önemli işlemlerde görev almaktadır.
*Bunlar, bakteri hayatındaki tüm değişiklikleri kontrol eden gerekli elementlerdir.
*RNA, DNA ve proteinden farklı olarak çok daha hareketli, adeta mobildir; daha az oranda durağandır.
Buradaki bilgiler, evrimciler açısından son derece üzücü haberlerdir. Çünkü yıllardır
ideolojilerinin bilimsel kılıfını teşkil eden evrim teorisi için yıkıcı niteliktedir.
RNA olmadan, hücrede DNA’nın kopyalanması işleminin gerçekleşemeyecek olması demek; DNA ile RNA’nın hücrede aynı anda var olmasının zorunlu olduğu anlamına gelmektedir. Bu da, kör tesadüflerin yürüttüğü bir deneme yanılma sürecine değil; her şeyin bilgisine hakim, tek bir Akıl tarafından yaratılışın delilidir.
Hücre bölünmesinde, RNA’nın oynadığı rol ise; son derece çarpıcıdır. Bu şu demektir: İlk hücre var olduğu anda, içerisinde RNA’yı barındırmıyorsa; bölünüp çoğalamayacak ve yaşam daha başlamadan bitecektir.
RNA’nın hücre içerisindeki yerinin sabit olmaması ve hareketli olması ise; son derece mucizevi bir durumdur. RNA’nın hücre içerisindeki yerini ve hareketini bugün takip edebilmemiz 21.yüzyıl teknolojisiyle bile kısmen mümkün olabiliyorken; akıl ve şuurdan yoksun bir hücrenin milyonlarca yıl önce –tabiri caizse- kendi anatomisini ve yapısını inceleyip RNA’nın görevlerini belirlemesi ve bu görevlerine uygun olarak ona bir yer verebilmesi ve bölünen her hücrede de -sürekli hareket eden bir organel olmasına rağmen- Rna’nın yerini hücre zarının dış çeperinde tutabilmesi gibi bir durum elbette mümkün değildir.