HÜRRİYET
23 Ocak 2020 Perşembe
Parmak İzi, Genetik Islah, Aşılama
Etiketler:FEN, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ,
Aşılama,
Genetik,
Parmak İzi
Biyoteknolojinin Uygulama Alanları
Etiketler:FEN, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ,
Aktarım,
Biyoteknoloji,
Gen,
Klonlama,
Kopyalama
22 Ocak 2020 Çarşamba
Biyoteknoloji Nedir? Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği İlişkisi
Etiketler:FEN, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ,
Biyoteknoloji,
Genetik,
Mühendislik
1 Şubat 2018 Perşembe
Mitoz ve Mayoz Arasındaki Farklar
| MİTOZ BÖLÜNME | MAYOZ BÖLÜNME |
| 1. Bölünme sonunda iki hücre oluşur. | 1. Bölünme sonunda dört hücre oluşur. |
| 2. Çok hücreli canlıların vücut hücrelerinde görülür. | 2. Çok hücreli canlıların üreme ana hücrelerinde görülür. |
| 3. Canlıların yaşamı boyunca gerçekleşir. | 3. Canlının üreme dönemi boyunca gerçekleşir. |
| 4. Kalıtsal devamlılığı sağlar. | 4. Kalıtsal çeşitliliği sağlar. |
| 5. Kromozomlarda parça değişimi olmaz. | 5. Kromozomlarda parça değişimi olur. |
| 6. Vücudun bütün doku ve organlarında görülür. | 6. Üreme organlarında görülür. |
| 7. Çok hücreli canlılarda büyüme ve gelişmeyi, bir hücreli canlılarda da üremeyi sağlar. | 7. Çok hücreli canlılarda üreme hücrelerinin oluşumunu sağlar. |
| 8. Yeni hücreler kalıtsal olarak birbirinin aynısıdır. | 8. Yeni hücreler kalıtsal olarak bir birinden farklıdır. |
| 9. Çekirdek ve sitoplazma bir kez bölünür. | 9. Çekirdek ve sitoplazma iki kez bölünür. |
| 10. Krossing-over olmaz. | 10. Krossing-over olma olasılığı fazladır. |
| 11. Bölünme sonucu yeni oluşan hücrelerde kromozom sayısı aynı kalmıştır. | 11. Bölünme sonucu oluşan yeni hücrelerde kromozom sayısı yarıya inmiştir. |
| 12. Sinapsis ve tetrat oluşmaz. | 12. Sinapsis meydana gelir ve tetratlar oluşur. |
Etiketler:FEN, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ,
BÖLÜNME,
Çekirdek,
HÜCRE,
Kalıtsal,
KROMOZOM,
MAYOZ,
Mitoz,
Sinapsis,
sitoplazma,
Tetrat
1 Temmuz 2016 Cuma
Palmaris Longus: El bilegine fleksiyon ("gel" hareketi denebilir) yaptiran kas. zarar gormesi durumunda iyilesip eski haline donmesi zordur ve sonucta elin fleksiyonda takilmasi seklindeki dupuytren kontrakturune sebep olur. Avuca giderken karpal tunelden gecmeyen tek kastir ayrica.
insanların %15'inde bulunmayan bir tendon.Palmaris Longus: Medial epikondil ve elin avuç içi tarafındaki tendonların çoğuna tutunur. Parmakları birleştirme ve bileği bükmeye yardımcı olma işlevi vardır. Palmaris longustaki tetik noktalar, avuç içi yanma veya karıncalanma hissine neden olur. Palmaris longusta tetik noktalar olduğunda avuç içine basınç uygulayan aletleri kullanmak aşırı sağlıklı olur. Ön kol iç yüzü alt kısmında da ağrı hissedilebilir. Bu kastaki noktalar, parmakta ağrıya neden olmaz ancak 4. ve 5. parmakların bükülü kalıp düzleşmediği bir hastalık olan dupüy tren kontraktürüne aşlik edebilir. Palmarisa longus, dar bir kas olup ön kol iç yüzünde fleksör karpi radialisle fleksör karpi ulnaris arasında hafif ulnar tarafa doğru yer alır. Kasın karnının yerini belirleyebilmek için başparmak ve parmak uçlarını bir araya getirerek kasılmasını sağlayın. Palmaristeki tetik noktalar, kolun ortasından dirseğin iç tarafındaki kemik çıkıntısına (medial epikondil) kadar olan bölge arasında bulunabilir. Bunlara diğer bükücü kaslarda olduğu gibi desteklenmiş başparmak Knobble veya duvara karşı top tekniğiyle masaj yapabilirsiniz.
14 Kasım 2015 Cumartesi
İşitme Organımız Kulak
Kulaklarımız işitmemizi ve dengemizi sağlayan duyu organımızdır. Suya atılan bir taşın oluşturduğu dalgalar gibi havada da ses dalgaları mevcuttur. Bu ses dalgaları kulağımızdaki duyu almaçları ile algılanır. Aşağıdaki şekli inceleyerek kulağın bölümleri hakkında bilgi edinelim.
Kulak dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur.
Kulağın Bölümleri
a) Dış Kulak: Kulak kepçesinden ve kulak yolundan oluşur. Kulak yolunun sonunda kulak zarı bulunur. Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir. Kulak yolu, kulak kepçesini orta kulağa bağlayan bir kanaldır. Kulağımız kulak kiri olarak adlandırılan bir sıvı salgılar. Bu sıvı, kulak yolundaki kıllar ile birlikte kulağa giren toz vb. maddelerin kulak zarına ulaşmasını engeller.
b) Orta Kulak: Orta kulakta çekiç, örs, üzengi kemikleri, östaki borusu ve oval pencere bulunur. Üzengi kemiği vücudumuzun en küçük kemiğidir. Çekiç kemiği kulak zarına, üzengi kemiği ise iç kulaktaki oval pencereye temas eder. Bu özellikleri ile kulak kemikleri, kulak zarını iç kulağa bağlayan bir köprü oluşturur. Östaki borusu orta kulaktan yutağa açılır. Böylece orta kulak ile vücudun dışı arasındaki basınç farkını dengeleyerek kulak zarının yırtılmasını engellemiş olur.
c) iç kulak: Dalız, salyangoz ve yarım daire kanallarından oluşur. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza iletir. Salyangozda işitme sinirleri vardır ve gelen ses dalgaları işitme sinirleri ile beyne iletilir. Vücudumuzun dengesinin bozulup bozulmadığını beyinciğe bildirme işini salyangozun üst kısmındaki yarım daire kanalları yapar.
Kulağın Bölümleri
a) Dış Kulak: Kulak kepçesinden ve kulak yolundan oluşur. Kulak yolunun sonunda kulak zarı bulunur. Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir. Kulak yolu, kulak kepçesini orta kulağa bağlayan bir kanaldır. Kulağımız kulak kiri olarak adlandırılan bir sıvı salgılar. Bu sıvı, kulak yolundaki kıllar ile birlikte kulağa giren toz vb. maddelerin kulak zarına ulaşmasını engeller.
b) Orta Kulak: Orta kulakta çekiç, örs, üzengi kemikleri, östaki borusu ve oval pencere bulunur. Üzengi kemiği vücudumuzun en küçük kemiğidir. Çekiç kemiği kulak zarına, üzengi kemiği ise iç kulaktaki oval pencereye temas eder. Bu özellikleri ile kulak kemikleri, kulak zarını iç kulağa bağlayan bir köprü oluşturur. Östaki borusu orta kulaktan yutağa açılır. Böylece orta kulak ile vücudun dışı arasındaki basınç farkını dengeleyerek kulak zarının yırtılmasını engellemiş olur.
c) iç kulak: Dalız, salyangoz ve yarım daire kanallarından oluşur. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza iletir. Salyangozda işitme sinirleri vardır ve gelen ses dalgaları işitme sinirleri ile beyne iletilir. Vücudumuzun dengesinin bozulup bozulmadığını beyinciğe bildirme işini salyangozun üst kısmındaki yarım daire kanalları yapar.
Önemli NOT:
İç kulakta yarım daire kanalları vücudun dengesini sağlanmasında önemli rol oynar. Vücudun durumu değiştiğinde buradan beyne giden mesajlar sonucu beyin vücudun konumunu değiştirip denge sağlar.
Nasıl işitiriz?
1. Kulak kepçesi ile toplanan ses dalgaları kulak yolu ile kulak zarına gelir ve zarı titreştirir.
2. Kulak zarının titreşmesiyle birlikte çekiç, örs ve üzengi kemikleri de titreşir ve bu titreşim oval pencereye iletilir.
3. Üzengi kemiği, ses titreşimlerinin oval pencereden iç kulakta bulunan dalıza iletmesini sağlar. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangozdaki yarım daire kanallarına gönderir.
4. Ses, yarım daire kanallarındaki işitme almaçları tarafından algılanır ve işitme sinirleri aracılığı ile beyindeki işitme merkezine iletilir. Böylece işitme olayı gerçekleşmiş olur.
2. Kulak zarının titreşmesiyle birlikte çekiç, örs ve üzengi kemikleri de titreşir ve bu titreşim oval pencereye iletilir.
3. Üzengi kemiği, ses titreşimlerinin oval pencereden iç kulakta bulunan dalıza iletmesini sağlar. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangozdaki yarım daire kanallarına gönderir.
4. Ses, yarım daire kanallarındaki işitme almaçları tarafından algılanır ve işitme sinirleri aracılığı ile beyindeki işitme merkezine iletilir. Böylece işitme olayı gerçekleşmiş olur.
işitme Bozukluları ve Bunların Tedavi Yolları
Çevrenizde işitme bozukluğu olan kimseler var mı? işitme bozukluklarının sebebi ne olabilir? işitme bozukluklarının birçok sebebi vardır. Bunların bazıları işitme kaybına, bazıları da sağırlığa yani hiç duymamaya yol açabilir. işitme bozuklukları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Kulak zarı sertleşmesi, orta kulakta kemik kaynaması ve iç kulaktaki zedelenmeler doğuştan olabilir. Bazen bir hastalık ya da yüksek şiddette sesler kulağa zarar verip işitme kaybına sebep olabilir. işitme kaybı oluşursa işitme cihazı kullanılması gerekir.
işitme Cihazları: Dışarıdan gelen seslerin şiddetini yükselterek onları kulağın duyabileceği seviyeye getiren küçük elektronik aletlerdir. Genellikle iç kulakla ilgili işitme kayıplarında kullanılır ancak bazen orta kulak rahatsızlıkları için de kullanılabilmektedir. işitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Mikrofon, pil ve kulaklık gibi bazı temel parçalardan oluşur. işitme cihazları duyma bozukluğu olan her yaştaki insan tarafından kullanılabilir.
Wireless Teknolojisi: Duymayan kulaktan duyan ya da az işitme kaybı olan kulağa kablosuz iletim sağlayan yeni bir teknolojidir. Hasta bu cihazla, sesleri daha iyi duyar.
Çevrenizde işitme bozukluğu olan kimseler var mı? işitme bozukluklarının sebebi ne olabilir? işitme bozukluklarının birçok sebebi vardır. Bunların bazıları işitme kaybına, bazıları da sağırlığa yani hiç duymamaya yol açabilir. işitme bozuklukları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Kulak zarı sertleşmesi, orta kulakta kemik kaynaması ve iç kulaktaki zedelenmeler doğuştan olabilir. Bazen bir hastalık ya da yüksek şiddette sesler kulağa zarar verip işitme kaybına sebep olabilir. işitme kaybı oluşursa işitme cihazı kullanılması gerekir.
işitme Cihazları: Dışarıdan gelen seslerin şiddetini yükselterek onları kulağın duyabileceği seviyeye getiren küçük elektronik aletlerdir. Genellikle iç kulakla ilgili işitme kayıplarında kullanılır ancak bazen orta kulak rahatsızlıkları için de kullanılabilmektedir. işitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Mikrofon, pil ve kulaklık gibi bazı temel parçalardan oluşur. işitme cihazları duyma bozukluğu olan her yaştaki insan tarafından kullanılabilir.
Wireless Teknolojisi: Duymayan kulaktan duyan ya da az işitme kaybı olan kulağa kablosuz iletim sağlayan yeni bir teknolojidir. Hasta bu cihazla, sesleri daha iyi duyar.
4 Eylül 2013 Çarşamba
VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM
BESİNLER VE DENGELİ BESLENME
·
Canlılığın sürdürülmesi, büyüme ve sağlığın
korunması için canlıların beslenmesi gerekir.
·
Yeşil bitkiler kendi besinlerini kendileri
yapar. Besinleri yapmak için güneş ışığı, karbondioksit, su ve minerallere
ihtiyaç duyarlar. Diğer canlılar ise bitkileri ve diğer hayvanları besin olarak
dışardan alırlar.
·
Canlılar enerjiyi besinlerden sağlar.
·
BESİN: Vücudumuzun
yaşamını devam ettirebilmesi ve büyüyebilmesi için yediğimiz yiyecek ve
içeceklere denir.
·
BESLENME: Besinlerin
vücuda alınması işine beslenme denir.
·
YETERLİ VE DENGELİ BESLENME: Vücudumuzun yaşamını devam ettirebilmesi ve büyüyebilmesi
için her besinden yeteri kadar alınmasına dengeli beslenme denir. Diyet; dengeli beslenme
demektir. Diyet uzmanı veya diyetisyen, sağlam bir kişinin veya hastanın
durumuna göre uygun beslenmeyi düzenleyen kişidir.
·
NOT: Kaynaklarına göre besinler; hayvansal ve
bitkisel olmak üzere ikiye ayrılır.
|
KAYNAKLARINA GÖRE
BESİNLER
|
||
|
HAYVANSAL
BESİNLER
|
Et, Süt, Yumurta, Peynir, Yağ, Bal
|
|
|
BİTKİSEL BESİNLER
|
MEYVELER
|
Elma, Erik, Portakal, Şeftali
|
|
SEBZELER
|
Domates, Havuç, Pırasa, Karnabahar
|
|
·
BİTKİSEL
BESİNLER: Bitkilerden elde ettiğimiz besinlere denir. Örneğin: Patates, buğday,
meyve ve sebzeler.
·
HAYVANSAL
BESİNLER: Hayvanlardan elde ettiğimiz besinlerdir. Et, süt, yumurta gibi.
·
Her besin hücrelerde değişik görevleri yerine
getirir.
·
NOT:
İnsanların gereksinim duydukları besin öğeleri 6 grupta toplanır. Bu
gruplar: Karbonhidrat, Yağ, Protein, Vitamin, Mineral ve sudur.
·
UYARI:
Besin maddeleri vücudumuzdaki görevlerine göre 3 ana grupta incelenir.
Enerji verici besinler, yapıcı- onarıcı besinler ve düzenleyici besinlerdir.
|
BESİN MADDELERİ
|
||
|
ENERJİ VERİCİ
BESİNLER
|
YAPICI – ONARICI
BESİNLER
|
DÜZENLEYİCİ
BESİNLER
|
|
KARBONHİDRATLAR
|
PROTEİNLER
|
VİTAMİNLER
|
|
PROTEİNLER
|
MİNERALLER
|
MİNERALLER
|
|
YAĞLAR
|
SU
|
SU
|
Etiketler:FEN, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ,
BESİN,
BİTKİSEL,
DENGE,
DÜZENLEYİCİ,
ENERJİ,
HAYVANSAL,
KARBONHİDRAT,
MİNERAL,
ONARICI,
PROTEİN,
SU,
YAĞ,
YAPICI
21 Ocak 2013 Pazartesi
Lamarck'ın Evrim Teorisi
‘Lamarck’ın (1744-1829) Evrim Teorisi’ denince akla gelen ile günümüzde ‘Evrim Teorisi’ denilince anlaşılan arasında çok ciddi farklar bulunmaktadır. Türlerin birbirlerinden değişerek oluştuklarını söyleyen detaylı bir biyolojik teoriyi ilk olarak ortaya koyma ayrıcalığı Lamarck’a aittir. O, uzun yıllar Linnaeus’u takip ederek türlerin sabitliği fikrini savundu.1 Ancak 56 yaşına geldiğinde (1800) evrimci fikirleri savunmaya başladı ve 1809’da, 65 yaşında, en ünlü eseri ‘Philosophie Zoologique’ (Hayvanbilimsel Felsefe’yi) yazdı.
Lamarck, evrim sürecinin yavaş aşamalarla gerçekleştiğini ve birçok nesil geçtikten sonra yepyeni bir türün oluştuğunu söyledi.2 Evrim, ufak aşamaların zaman boyutu içerisinde birbirine eklenmesiyle gerçekleşen dikey bir aşamaydı ve bu yüzden hissedilemiyordu.3 Canlıların kompleks ve mükemmel yapısı çok uzun bir zaman sürecinde oluşmuştu.4
Fosiller üzerinde çalışmalar arttıkça birçok türün yok olduğu anlaşıldı. Linnaeus’un etkisinde olan 18. yüzyılda bu sonuç kabul edilemezdi; çünkü Linnaeus’un yaklaşımının da etkisiyle türlerin başlangıçtaki şekil ve sayılarını koruduklarına inanılıyordu. Lamarck’ın çözüm önerisi; mevcut türlerin, yok olan türlerin evrimleşmiş hali olduğunu savunmaktı.5 Böylece yok olduğu söylenen türler, evrimleşmiş yeni türler olarak varlıklarını sürdürdükleri için, yok olmamış oluyorlardı.
Lamarck’ın sisteminde ‘Evrim Teorisi’, ‘Tanrı’nın hikmeti’ ile özdeşleştirilmişti. Burada, türlerin yok olmasının Tanrı’nın hikmetine aykırı görülmesinin sebeplerinin ne olduğu sorulabilir. Birinci sebebin, canlıların varlığının sadece insanlara hizmet olduğunun zannedilmesi şeklindeki yanılgı olduğu söylenebilir; yok olan türlerin insanlara bir yararı olamayacağına göre, bu türlerin varlığı Tanrı’nın hikmetine aykırı bulunuyordu. Her şeyin insan için yaratılmış olduğuna dair hatalı inanç, Tanrısal hikmet adına yanlış anlayışların oluşmasına yol açmıştır. Astronomideki Aristoteles-Ptolemaious sistemi ile biyolojideki Linnaeus’un sistemleri, bu yanlış önkabulden dolayı yanlış sonuçlara varan sistemlerin en önemlileridirler. Evrensel oluşumları sırf ‘insana hizmet gayesi’ ile sınırlamak Tanrısal hikmeti sınırlamak değil midir? Ikinci sebep, Aristoteles’ten beri gelen ‘varlık skalası’ fikri idi. Eğer bazı türler yok olmuşsa ‘varlık merdivenleri’nde eksiklikler olacağı ve bunun Tanrı’nın mükemmel yaratışı ile uyuşmayacağı düşünülüyordu. Hatırlanacağı gibi, ‘varlık skalası’ anlayışında, her tür başka iki türün arasında yer alır, türler arası uçurumlar yoktur ve türler hiyerarşik bir sıralanmayla ‘varlık merdivenleri’nde belirli bir yere sahiptirler. Bu anlayışta eğer bu zincirin tek bir halkası olan bir tür bile çıkarılırsa sistem bozulacaktır. Bu yüzden hiçbir tür yok olamaz. Böylesi zihinsel bir kurgu, Tanrısal hikmetle özdeşleştirilmiş ve doğadaki varlıksal (ontolojik) yapı ile karıştırılmıştır. Bazı türlerin yok olduğunun anlaşılmasıyla, bu sanal kurgunun sadece filozofların zihinlerinden çıkan bir hayal olduğu ortaya çıkmıştır. Sonradan birçoklarının fark edeceği gibi Tanrısal hikmet ile türlerin yok olması arasında bir zıtlık bulmak suni bir sorundur. Tanrı’nın yaratışındaki hikmetleri, insana hizmet veya insanın gözlemiyle sınırlamaktan doğan hatalar yanlış yargılara yol açmıştır. Lamarck bu suni soruna çare bulduğunu düşünüyordu.
Onun çağındaki ünlü muhalifi Cuvier (1768-1833), anatomi ve fosilbiliminde kendi döneminin en yetkin isimlerinden biriydi ve Lamarck’ı, ‘varlık merdivenleri’nde ilerleme (evrim) olduğunu söyleyen fikirlerinden dolayı eleştirdi. Canlılar dünyasında ‘hiyerarşik bir skala’ olmadığını, canlılar dünyasının en aşağıdan en yukarıya dizilmeye uygun olmayacak kadar çok çeşitli olduğunu söyledi. Cuvier’in çağdaşları, onun, Lamarck’ın Evrim Teorisi’ni geçersiz kıldığını düşündüler.6 Lamarck’ın, yeryüzünün, ufak ve yavaş değişimleri adım adım geçirdiğini düşünmesine karşılık; Cuvier, yeryüzünün, büyük değişimler (katastrofik) geçirdiğini savundu ve türlerin yok olması ile yeni yaratılışları bu değişimlere (Nuh Tufanı gibi) bağladı. Mısır’daki mumyalanmış hayvanlarla günümüz hayvanlarının aynı olmasını, türlerin sabitliğine ve evrimleşmenin, türlerin yok olmasını önleyecek bir mekanizma olamayacağına karşı delil olarak kullandı.7
Lamarck, canlılara içkin olan ve onları kompleksliğe götüren bir eğilim olduğunu ve bunun, Yaratıcı’nın canlılara bahşettiği bir unsur olduğunu söyledi.8 Görüldüğü gibi, sistematik bir şekilde Evrim Teorisi’ni ilk ortaya koyan kişi olarak gösterilen Lamarck, Tanrı’nın varlığını da kabul eden bir evrim görüşü savunmuştur. Bu da Evrim Teorisi’nin mutlak olarak ateist bir görüş olduğu iddiasının yanlışlığını gösteren önemli bir durumdur. Lamarck’a göre, en basit canlılar ‘kendiliğinden türeme’ yoluyla oluşuyordu9 ve daha sonra en kompleks canlılar baştaki bu ‘kendiliğinden türeyen’ canlılardan evrimleşiyordu. Insan en yüksek mükemmelliği temsil ettiği için, canlılar insana yaklaştıkları ölçüde mükemmeldi.10 İnsan evrimin en son ürünüydü ve maymunumsu canlılardan evrimleşmişti.11 Böylelikle Lamarck, Darwin’den önce maymunumsu canlılardan insanın evrimleştiğini açıkça söyledi. Descartes ve Buffon gibi Fransız düşüncesinde etkin olan ve insanla hayvanlar arasına geniş bir uçurum koyan düşünürlere karşı Lamarck, insanla hayvanları evrimsel bir şemada birleştirdi.
Lamarck’ın Evrim Teorisi’nin günümüzde algılanan şekliyle Evrim Teorisi’nden önemli farklarından biri, onun bütün türler için ‘ortak bir ata’yı savunmamış olmasıdır. Buffon ‘kökensel türler’in, diğer türler için ‘ortak bir ata’ olduğunu savunmuş, fakat evrim fikrini reddettiği için tüm türler için ‘ortak bir ata’yı reddetmiştir. Lamarck ise kendiliğinden türeyen birçok basit canlı formundan kompleks canlıların ‘farklı evrimsel çizgiler’de oluşumunu öngördüğü için ‘ortak bir ata’ fikrine tamamen yabancıydı.12
15 Ocak 2013 Salı
Kimyanın Temel Tanımları
* Erime nedir?
- Bir Katının ısı alarak sıvı hale geçmesidir.Sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklığa erime noktası denir.
* Donma nedir?Bir sıvının ısı vererek katı hale geçmesidir. Sıvının donmaya başladığı sıcaklığa donma noktası denir.
* Kaynama nedir?
- Sıvı maddenin sıvı halden gaz haline geçmesine kaynama, kaynamanın başladığı süreye kaynama noktası denir.
* Buharlaşma nedir?
- Sıvı yüzeylerinden gaz moleküllerine ayrılmasına denir.
# Buharlaşma her sıcaklıkta kaynama ise belli sıcaklıklarda olur.
* Yoğunlaşma nedir?
- Gaz moleküllerinin ısı vererek sıvı hale geçmesine denir.
Not; Saf bir maddenin erimesi,donması,kaynaması ve yoğunlaması boyunca sıcaklık sabit kalır.
* Süblimleşme nedir?
- Katının direkt olarak olarak gaz haline geçmesi olayıdır.Tersinir bit olaydır.
* Öz Isı nedir?
- Bir maddenin 1 gramının sıcaklıgını 1 cal/gr C` degiştirmek için gereken ısı miktarına o maddenin öz ısısı denir. Sembolü '' C '' dir.
* Erime Isısı nedir?
- Erime sıcaklığındaki bir katının 1 gramının sıvı hhale geçebilmesi için gereken ısı miktarına erime ısısı denir.
* Buharlaşma Isısı nedir?
- 1 gram sıvının buharlaşabilmesi için gereken ısı miktarına o maddenin buharlaşma ısısı denir.
* Çözünme nedir?
- Bir maddenin başka bir madde içersinde gözle görülmeyecek kadar küçük tanecikler halinde homojen dagılmasına denir.
* Çözünürlük nedir?
- Doymuş bir çözelti elde edebilmek için belli sıcaklık ve basıncta 100 ml çözücüde çözünmesi gereken madde miktarına o maddenin çözünürlüğü denir.
* Çözücü ve çözünen nedir?
- Çözünme olayında miktarı çok olan maddeye çözücü,miktarı az olan maddeye çözünen denir.
* Derişim nedir?
- Çözeltide çözünen madde miktarının çözücü yada çözelti miktarına oranıdır.
* Karışım nedir?
- İki veya daha fazla maddenin kimyasal tepki olmaksızın oluşturduğu maddeye karışım denir.
#Homojen karışımlar: Özellikleri heryerinde aynı olan karışımlar,
#Heterojen karışımlar: Özellikleri heryerinde aynı olmayan karışımlardır.
* Alaşım nedir?
- Metallerin eritilip,karıştırılmasıyla oluşan homojen karışımlara denir.
Örn/ Tunç Alaşımı; Bakır-Kalay
* Emülsüyon,Süspansiyon ve Aeresol nedir?
- Emülsiyon, Birbiri içinde çözünmeyen iki sıvının oluşturduğu heterojen karışıma denir. Örn/ Zeytinyağı-Su
- Süspansiyon ,Bir sıvı içersinde çözünmeyen katının küçük tanecikler halinde heterojen dagılmasyla oluşan karışımlara denir. Örn/ TebeşirTozu-Su
- Aerosol, Bir gaz ortamında katı sıvı parcacıklarının dağılmasıyla oluşan heterojen karışımalra denir Örn/ Armani
- Bir Katının ısı alarak sıvı hale geçmesidir.Sıvı hale geçmeye başladığı sıcaklığa erime noktası denir.
* Donma nedir?Bir sıvının ısı vererek katı hale geçmesidir. Sıvının donmaya başladığı sıcaklığa donma noktası denir.
* Kaynama nedir?
- Sıvı maddenin sıvı halden gaz haline geçmesine kaynama, kaynamanın başladığı süreye kaynama noktası denir.
* Buharlaşma nedir?
- Sıvı yüzeylerinden gaz moleküllerine ayrılmasına denir.
# Buharlaşma her sıcaklıkta kaynama ise belli sıcaklıklarda olur.
* Yoğunlaşma nedir?
- Gaz moleküllerinin ısı vererek sıvı hale geçmesine denir.
Not; Saf bir maddenin erimesi,donması,kaynaması ve yoğunlaması boyunca sıcaklık sabit kalır.
* Süblimleşme nedir?
- Katının direkt olarak olarak gaz haline geçmesi olayıdır.Tersinir bit olaydır.
* Öz Isı nedir?
- Bir maddenin 1 gramının sıcaklıgını 1 cal/gr C` degiştirmek için gereken ısı miktarına o maddenin öz ısısı denir. Sembolü '' C '' dir.
* Erime Isısı nedir?
- Erime sıcaklığındaki bir katının 1 gramının sıvı hhale geçebilmesi için gereken ısı miktarına erime ısısı denir.
* Buharlaşma Isısı nedir?
- 1 gram sıvının buharlaşabilmesi için gereken ısı miktarına o maddenin buharlaşma ısısı denir.
* Çözünme nedir?
- Bir maddenin başka bir madde içersinde gözle görülmeyecek kadar küçük tanecikler halinde homojen dagılmasına denir.
* Çözünürlük nedir?
- Doymuş bir çözelti elde edebilmek için belli sıcaklık ve basıncta 100 ml çözücüde çözünmesi gereken madde miktarına o maddenin çözünürlüğü denir.
* Çözücü ve çözünen nedir?
- Çözünme olayında miktarı çok olan maddeye çözücü,miktarı az olan maddeye çözünen denir.
* Derişim nedir?
- Çözeltide çözünen madde miktarının çözücü yada çözelti miktarına oranıdır.
* Karışım nedir?
- İki veya daha fazla maddenin kimyasal tepki olmaksızın oluşturduğu maddeye karışım denir.
#Homojen karışımlar: Özellikleri heryerinde aynı olan karışımlar,
#Heterojen karışımlar: Özellikleri heryerinde aynı olmayan karışımlardır.
* Alaşım nedir?
- Metallerin eritilip,karıştırılmasıyla oluşan homojen karışımlara denir.
Örn/ Tunç Alaşımı; Bakır-Kalay
* Emülsüyon,Süspansiyon ve Aeresol nedir?
- Emülsiyon, Birbiri içinde çözünmeyen iki sıvının oluşturduğu heterojen karışıma denir. Örn/ Zeytinyağı-Su
- Süspansiyon ,Bir sıvı içersinde çözünmeyen katının küçük tanecikler halinde heterojen dagılmasyla oluşan karışımlara denir. Örn/ TebeşirTozu-Su
- Aerosol, Bir gaz ortamında katı sıvı parcacıklarının dağılmasıyla oluşan heterojen karışımalra denir Örn/ Armani
Etiketler:FEN, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ,
AEROSOL,
ALAŞIM,
BUHARLAŞMA,
ÇÖZÜCÜ,
ÇÖZÜNEN,
ÇÖZÜNÜRLÜK,
DONMA,
EMÜLSİYON,
ERİME,
FAZ,
GAZ,
KANUN,
KARIŞIM,
KAYNAMA,
KİMYA,
SICAKLIK,
SÜBLİMLEŞME,
SÜSPANSİYON,
YOĞUNLAŞMA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

